Paul MacCready: Nature vs. humans (Filmed February 1998)

Filmed February 1998 at TED1998 Turkish translation by Çağrı Mert Bakırcı, reviewed by osman oguz ahsenMore talks in Turkish

Paul MacCready: Nature vs. humans Şu anda doğa çağındayız ya da biyoloji çağında... Ya da bilgi çağında -- Pekala, şu anda "pek çok şeyin" çağındayız. Fakat kesin olan bir şey var: bu, değişimin çağıdır. Şu anda, şimdiye kadarki bütün insanlık tarihinde gerçekleşmiş olan değişimden bile çok değişim olmaktadır. Ve hepiniz öyle ya da böyle bilirsiniz ama bunu anlamak zor olabilir fakat anlamak zorundasınız. Ben de size, iyi bir başlangıç yapabilmeniz için, bazı şeyleri bir araya getirmeye çalıştım. Burada size göstermeye çalıştım, her ne kadar renkler anlaşılmasa da. Ve burada ilgilendiğim şey, içinde bulunduğunuz bu 50 yıllık balondur. Geçmiş bir jenerasyonla ilgilenmeye eğilimli olabilirsiniz, ya da gelecek bir jenerasyonla; aileniz, çocuklarınız, önümüzdeki birkaç on yılda değiştirebilecekleriniz ve bu, sizin bir çeşit içerisinde ilerlediğiniz 50 yıllık zaman balonudur. Ve bu 50 yıl içerisinde, eğer popülasyon eğrisine bakacak olursanız, insan nüfusunun iki kat arttığını görürsünüz ve hatta, ben doğduğumdan beri 3.5 kat artış gerçekleşmiş. Ve yeni bir bebeğiniz olduğunda, ve çocuğunuz henüz liseden mezun olduğunda benim doğduğumda Dünya üzerinde var olan insanlardan daha fazla sayıda insan bunlara eklenecek -- bu emsali görülmemiş ve kocaman bir artış. Gelecekte ne olacağı sorgulanabilir. Bu, işin insan boyutudur.

Şimdi, insanlar hayvanlar ile ilişki içerisindedi; bunun sol tarafına bakınız. Buna ben insan kısmı diyorum -- insanlar ve onların besledikleri, evcil hayvanları -- doğa kısmına karşı --geriye kalan tüm vahşi hayvanlar -- ve bunlar omurgalılar, tüm kuşlar ve diğerleridir. Havada ve karada yaşayanlar, suda yaşayanlar değil. Bu nasıl dengelenir? Pekala, kesinlikle, 10.000 yıl önce, medeniyetin başlangıcında, insan kısmı dediğim bölge %1'in 10'da biri kadardı. Bir de şimdiki haline bakalım. Bu eğriyi takip ederseniz ortadaki daha beyaz olan notkayı göreceksiniz -- işte bu sizin 50 yıllık zaman balonunuz. İnsanlar, besledikleri hayvanlar, evcil hayvanları şu anda Dünya üzerindeki kütlenin %97'sini oluşturuyorlar ve tüm vahşi doğa sadece %3'lük kısımda. Biz kazandık. Gelecek nesil bu oyun hakkında kafa yormasına bile gerek yok -- oyun bitti. Ve en büyük problem son 25 yılda ortaya çıktı: %25'ten %97'ye kadar artış oldu. Ve bu gerçekten uyandırıcı bir görüntü; bizim, insanların Dünya'nın hükümdarı olduğumuzu ve eski Yunan mitolojisindeki kaprisli Tanrılara benzediğimizi, bir nevi Dünya'daki hayatla oynadığımızı ve bu hareketlerimizde pek de bilgelik olmadığını gösteren bir görüntü.

Şimdi, üçüncü eğri bilgi teknolojisi. Burada çizilen bilgi yoğunluğu ile alakalı olan Moore Yasası'dır ancak bilgi teknolojisi haricinde de pek çok şeyi görmek için iyi bir eğridir: bilgisayarlar, onların kullanımı, İnternet, vs. Ve önemli olan doğrudan yukarı, dosdoğru eğrinin tepesine gittiği ve hiçbir limiti olmadığıdır. Şimdi bunları karşılaştırmayı deneyin. Bu, aynı çerçevede Dünya'nın büyüklüğündeki -- (Kahkahalar) -- değişimdir. Ve bunu iyice açığa kavuşturmak için, tüm bu 4 grafiği tek bir grafikte toplayacağım -- üzerinde yazan küçük, ayrıntılı yazıları görmenize gerek yok. Bu ilki, doğaya karşı insanlardır. Biz kazandık, daha fazla kazancımız yok. İnsan popülasyonu. Ve eğer doğal yaratıkları koruyan endüstrilerin büyümelerini de işin içine katarsanız -- durum hiç iyi değildir. İnsan popülasyonu yukarı gidiyor ve bir süre daha gitmeye devam edecek. Kadın doğum uzmanlığı, ölü gömücülük, çiftçilik, ev işçiliği, vs. iyi işlerdir; bunların hepsi beslenmeye, taşınmaya, barındırılmaya ve daha pek çok şeye ihtiyaç duyan insanlarla uğraşır. Ve sınırları olmayan beynimize bağlanan bilgi teknolojisi de -- şu anda, üzerinde çalışmak için muhteşem bir alandır. Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor. Ve şimdi de Dünya'nın boyutu. Bir şekilde tüm bunlarla uyumlu olarak Dünya ile uğraşan bir endüstri, çalışmak için kötü bir alandır.

Sonuç olarak, tüm bunlardan bunu çıkarıyoruz. Anlamadığım sebeplerle, gerçekten bir amacım olduğunu düşünüyorum. Ve amacım da Dünya'yı, çocuklarım benim yaşıma geldiklerinde yaşayabilecekleri, arzulanır ve sürdürülebilir bir hale getirmektir. Bir diğer deyişle, bunun bir sonraki nesil olduğunu düşünüyorum. Bunun hepimizin paylaştığı bir hedef olduğunu düşünüyorum. Bunun umutsuz br amaç olduğunu düşünüyorum. Teknolojik olarak ulaşılabilirdir, ekonomik olarak ulaşılabilirdir, politik olarak ise -- insanların kurumlarından ve alışkanlıklarından dolayı, imkansızdır. Geçmişin kurumları, bütün ataletleriyle birlikte gelecekle ilgisizlerdir; bununla uğraşmak için bulundukları yerlerde olsalar da. Zamanımın %15'ini Dünya'yı kurtarmaya çalışmaya, kalan %85'ini ise sıradan ... ve diğer herkes kendini neye adıyorsa ona ayırıyorum. Ve bu %15'lik kısımda, ana odağım insan aklının düşünme yetenekleri üzerine oluyor, çocukların onları sıradanlaştıran ve içlerine bilgi ve dogma sokmaya çalışan okullarının tekdüzeliğinden çıkarmaya çalışıyorum, onları gerçekten düşündürmeye çalışıyorum, zor sorular soruyorum, ciddi konular üzerinde tartışıyorum, kitapta yazan her şeye inanmamalarını sağlamaya ve geniş ve yaratıcı düşünmelerini sağlamaya çalışıyorum. Bunu yapabilirler. Okul sistemlerimiz gerçekten çok bozuk ve sizi, medeniyetin kurtuluşu gibi önemli konular üzerindeki çalışmalarınızda ödüllendirmiyorlar. Sizi pek çok saçma ve gereksiz bilgiyi öğrendiğiniz zaman ödüllendiriyorlar. Bu konuya bugün giremeyiz çünkü yeterince zaman yok -- geniş bir konu. Bir şey kesindir, gelecekte önemli olacak bir özellik -- önemli ama yeterli değil -- azdan çok yaratmak olacaktır. Daha az enerji ve malzeme kullanarak daha yüksek verimlilikte şeyler yapmak zorunda olacağız. Büyük büyük babalarınızın sadece kas güçleri vardı, ancak biz hala bu gücün hayat biçimimizde önemli olduğunu düşünüyoruz. Ve sahip olduğumuz muhteşem teknoloji ile çok daha fazla verimli şeyler yapabiliriz: korumak, geri dönüşüm yapmak, vs.

Şimdiye kadar yaptıklarımız üzerinden hızlıca geçmeme izin verin. İnsan gücüyle çalışan uçak -- Gossamer Condor bu alanda beni 1976 ve 77'de çalışmaya yönlendirdi, havacılık tarihinde Kremer ödülünü kazandı, ve sonrasında Albatross (ÇN: İnsan gücüyle çalışan bir uçak) geldi. Ve pek çok garip uçaklar ve yaratıklar yapmaya başladık. Burada kuyruğu olmayan ama bir pterosaur gibi uçabilen bir taklit görüyorsunuz. Bunun düz uçabilmesini sağlamak, hedefi okun tüylü ucu önde olacak şekilde vurmaya çalışmaya benziyor. Çok zor bir iş ve bu oğlan doğaya çok fazla saygı duymamı sağladı. Bu, orjinal yaratığın tam büyüklükteki görüntüsü. Karada, havada ve denizde giden şeyler yaptık. Pek çok çeşitte araçlar, çoğunda biraz elektronik ya da elektrik gücü vardı. Ben bunların hepsini aynı buluyorum. Havada mı, karada mı, denizde mi olduğuyla ilgilenmiyorum. Burada havaya odaklanacağım. Bu güneş ışığıyla çalışan (ÇN: Solar Enerjili) bir uçak -- Fransa'dan İngiltere'ye bir insanı 165 mil (250 km) taşıyabilir ve bu solar enerjinin gelecekte hayatımız için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Daha sonra General Motors için bir solar araba yaptık -- Sunracer adındaydı ve Avusturalya'daki yarışı kazandı. Pek çok insanın elektrikli arabalar üzerinde düşünmelerini sağladık, ve bunlarla neler yapabileceğiniz konusunda. Bundan birkaç sene sonra, GM'e (ÇN: General Motors) Impact adını verdiğimiz bir şeyi yapmanın zamanının geldiğini söyledik ve onlar da sponsor oldular ve işte karşınızda Impact, onların programlarıyla çalışıyor. Bu bir maket. Bunu satabileceğimiz bir ürün haline getirmek için çok fazla çaba harcadılar.

7:47

Bu girişle birlikte şimdi sizlere, takip için kullanılacak güçük bir uçaktan devasa bir uçağa kadar bir yelpazeyi gösterecek olan 2 dakikalık video kaydımızı göstereyim. Ufacık bir uçak, AV Pointer takip için kullanılıyor: dönebilen bir çift göze sahip. Eğer operatör araçtan uzakta bir konumdaysa minyatürleştirmenin ne kadar önemli olduğunu gösteren güzel bir örnek. Taşıması kolay, birleştirmesi ve çalıştırılması tamamen elle yapılıyor. Pille çalışıyor, son derece sessiz ve zor fark ediliyor. Operatöre yüksek çözünürlüklü video görüntüleri gönderiyor. Yüklü olan GPS sayesinde otonom olarak yön bulabiliyor ve kontrolsüz olarak iniş yapabilecek kadar da sağlam. Modern planör inanılmaz verimli. Bazıları her 30 santimetrelik düşüşte, 18 metre kadar ileri gidebiliyor. Sadece atmosferden aldıkları enerji ile çalışıyorlar -- güneş enerjisinden güç alan bir atmosferden. İnsanlar ve gittikçe artan kuşlar, doğayı yenilenebilir enerji konusunda cömert bulmaktalar. Planörler şimdiye kadar rekor olarak 1.000 mil (1.5 km) kadar ileri ve 50.000 feet (1.5 km) yüksekten uçabildiler. (Müzik) Solar Challenger, foto-voltaik pillerin gerçek enerji üretebileceklerini göstermek üzere bir sembol olarak tasarlandı. 1981 yılında, Paris'ten İngilitere'ye kadar 163 mil (240 km) kadar, sadece güneş ışınları yardımıyla ve Pathfinder için yapıla benzer bir tabanla uçtu. (Music) Tüm bu araçlardan alacağımız mesaj, fikirlerin ve teknolojinin azı kullanarak çok yapmaktan büyük getiriler elde edebileceğimizdir; bu getiriler doğa ve teknoloji arasında arzulanan dengeyi koruyabilir. Zorlu geleceğe doğru gittikçe riske atmamız gerekenler de artıyor. Buckminster Fuller açıkça söylüyor: "Dünya gemisinde yolculara yer yok, sadece mürettebat var. Bizler, mürettebat olarak, az ile, çok daha az ile, daha fazlasını yapabiliriz ve yapmak zorundayız."

Eğer 1 dakikalık olan ikinci videoya hızlıca göz atarsak; Pathfinder'ın geçen sene Hawaii'de bazı uçuşlarını göreceğiz ve 71.530 feet (~21 km) yükseklikteki bir uçuşun arka planındaki bir dizi güzelliği göreceğiz -- bu şimdiye kadar bir pervaneli uçağın gittiğinden daha yüksektir. Cılız güneş ışığını kullanarak bu süper hafiflikteki uçağı o yüksekliğe çıkarabilmemiz muhteşemdir. Bu NASA'nın sponsorluğunu yaptığı uzun dönem bir programdır. Tam bir ekip çalışması içerisinde, çok yakın bir şekilde çalıştık ve o uçuş gibi harika sonuçlar elde ettik. Ve şimdi daha büyük bir uçak üzerinde çalışıyoruz -- 220 foot (60 metre) kanat genişliğinde ve gündüz fazla enerjiyi depolayıp, gece uçağı besleyebilecek olan ve bir seferde, yerden 65.000 feet (18 km) yüksekte, 1 ay kadar uçabilecek bir uçak üzerinde çalışıyoruz. (Music) Burada Ray Morgan'ın sesi girecek. O burada proje menejeri. Yaptıkları her şey, kesinlikle bir takım çalışması. Bu programı o yürütüyor. Şimdi... en sonra kutlama olarak gösterdiği bazı şeyler var. 7 aylık Hawaii konuşlanmamız yeni sona erdi. Ana karada yaşayanlarımız için evden uzak olmak oldukça zordu. Hawaiililer ve askeri ev sahiplerimiz tarafından gösterilen arkadaş yanlısı destek, oldukça fazla olan güven ve misafirperverlik -- (Music) bu başlıyor -- deneyimimizi keyifli ve unutulmaz kıldı. Elimizde uçak uçarken bize İnternet üzerinden gönderilen gerçek zamanlı IR (ÇN: Kızıl ötesi) taramalar var. Ve bu, stratosfere zarar vermeden araştırma yapıyor. Bu onun amacı: stratosfer, yani Dünya'daki radyasyonu ayarlayan ve Dünya'da yaşamın bu şekilde başarılı olmasına izin veren örtü. Bu gerçekten çok önemli. Biz bunu aynı zamanda fakir bir adamın sabit bir uydusuna benzetiyoruz çünkü bir seferde 1 aylık bir süreyle havada kalabiliyor -- GFC senkronize uydusundan 2.000 kat daha yakın. Buraya size göstermek ve sizin için uçurmak için bir tane getiremedik.

Fakat şimdi diğer uca bir bakalım. Tamam. Size gösterdim -- videoda Keenan'ın geliştirdiği ve muhteşem bir iş çıkardığı 8 ya da 9 poundluk (4 - 4.5 kg) Pointer uçağını gördünüz. Bu uçakta 18-25 gram ağırlındaki servoları 1 gramın 3'te 1 ağırlığına indirerek kullandılar. Ve buraya getireceği 2 ons (40 g) apırlığında bir insansız takip uçağı -- bir video kamerası, onu çalıştıran bataryası, telemetrisi, alıcısı ve diğer parçaları olan bir alet. Ve aynı geçen gece denediğimiz zamankiyle aynı başarıyla uçurabileceğimizi umut ediyorum. Pekala Matt Keenan, hazır olduğun herhangi -- pekala -- göndermeye hazır. Fakat önce, onun gördüğünü sizin de görebilmeniz için görüntünün ekrana yansıdığından emin olacağız. Kendinizi bir fare olarak ya da bunun içerisinde uçarak kamerasından bakıyormuş gibi hayal edebilirsiniz. Çalıştırıldı. Fakat şu anda görüntüyü almaya çalışıyoruz. İşte oldu. Ana ışıkları getirebilir misiniz? Evet, işte ana ışıklar ve artık daha iyi göreceksiniz ve uçağı da daha iyi uçurabileceğiz. Pekala, etrafta birkaç tur atacağız ve geri getireceğiz. İşte gidiyoruz. (Alkışlar) Video ilk birkaç saniye iyi çalıştı ve şimdi bilemiyorum -- işte oldu. Oh, sadece 1 dakikalıktı, ama uçuşun sonunda olsaydık bile güvende olacağıızı sanıyorum, galiba. Bir klasik yapıyoruz. Pekala. Eğer size çarparsa, canınız yanmaz. (Gülüşler) Tamam. (Alkışlar) Çok teşekkürler. Teşekkürler. (Alkışlar)

Ama şimdi, tanıtıcı reklamlarda dedikleri gibi, sizin için çok daha iyi bir şeyim var, üzerinde çalıştığımız bir şey: sadece 6 inç -- 15 santimetre -- uzunluğunda uçaklar. Ve Matt'in uçağı, gelecekte neler olabileceğini gösterir bir şekilde, geçtiğimiz ay Popular Science dergisinin kapağındaydı. Ve bu arada, bu büyüklükte bir şeyin GPS'i ve video kamerası da olacak. Bunlardan bir tanesini 9 mil (14 km) boyunca, saatte 35 mil (50 km) hızla uçurduk ve içerisinde sadece küçük bir pil vardı. Fakat teknoloji çok hızlı ilerliyor. Bunlar sadece ileride olacak muhteşem şeyler için kilometre taşları. Bunun içerisinde bir video yok, fakat neler yapabileceğine dair bir fikriniz olacaktır. Pekala, gidiyoruz. (Kahkahalar) Özür dilerim. Tamam. (Alkışlar) Eğer bitirdiğinde uzatabilirsen iyi olur. Evet, düşünüyorum da -- galiba dengeyi biraz kaybettim; bu ışığa baktım fakat binaya çarptı. Ve açıkça bina kötü bir yere inşa edilmiş. (Gülüşler) Fakat neler yapılabileceğini görmenin eşiğindesiniz. Biz bu projeler üzerinde çalışıyoruz ve hatta kanat çırpan şeyler üzerinde, şahin güvesi büyüklüğündekiler üzerinde, DARPA anlaşmalarıyla, Caltech, UCLA ile birlikte.

Tüm bunlar bizi nereye götürecek, bilemiyorum. Pratik mi? Bilemiyorum. Fakat diğer tüm temel araştırmalarda olduğu gibi, var olan teknolojinin çok ötesinde işler yapmak için zorladığınızda oraya mikroteknoloji ve nanoteknoloji ile ulaşabilirsiniz. Doğanın bunca zamandır yaptıklarını fark ettiğinizde büyüleyici şeyler yapabilirsiniz. Bu ufak boyutlara indiğinizde, doğadan ne kadar çok şey öğrendiğinizin farkına varırsınız -- 747'ler ile değil -- ama doğanın gerçekliğine indiğinizde, doğanın 200 milyon yıllık bir deneyime sahip olduğunu ve asla hata yapmadığını görürsünüz. Çünkü eğer hata yaparsanız, nesliniz devam edemez. Doğa için başarı hikayelerinden başka bir şeyiniz olmamalıdır, kuş ya da insan olmanız fark etmez; bu konuda doğadan çok fazla şey öğreniyoruz.

Toparlamam gerekirse, büyük resme geri dönmek istiyorum ve size son olarak 2 görüntü daha göstermek istiyorum. İlkini sadece okuyacağım. Sonuna 3 cümle koydum ve ne demek istediğimi söyledim. Milyarlarca yıldır bu eşsiz kürede, şans ince bir katmandan oluşan bir hayatın resmini çizdi: karmaşık, olanaksız, büyüleyici ve kırılgan. Birdenbire, biz insanlar, sonradan gelen türler olarak, doğada var olan düzene ve dengeye ait olmayarak, nüfusumuzu arttırdık, teknoloji ve zekamızı geliştirdik. Doğanın kullandığı fırça şu anda elimizde ve bu ciddi bir olay. Biz çok da parlak sayılmayız. Bilgelik konusunda kıtız; teknoloji konusunda yükseklerdeyiz. Bu bizi nereye götürecek?

Pekala, cümlelerden etkilenerek, fırçayı kullanmaya karar verdim. Her 25 yılda bir, bir resim yaparım. Burada bir tanesi var -- size Dünya'nın daha fazla büyümediğini göstermeye çalışıyor. Bir çeşit kronoloji, oldukça düzensiz; doğa oranlarını ve trilobitleri ve dinozorları ve sonunda mağaralardaki bazı insanları görüyoruz ... Kuşlar, pterosaurlardan sonra kafamızın üzerinden uçuyorlar. Ve sonra, televizyonunun üzerinde bir silah olan bir medeniyete ulaşıyoruz. Sonra trafik sıkışıklıkları, güç sistemleri, ve bazı dijital noktalar -- bizi nereye götürecek, hiçbir fikrim yok. Ve robotik ve doğal tahta kurularını oraya koydum fakat istediğinizle doldurabilirsiniz. Bu bir kehanet değil. Bu bir uyarı, ve üzerinde ciddi olarak düşünmemiz gerekiyor. Bu 100 ya da 500 yıl sonra olmayacak. Şu anda oluyor, önümüzdeki 10 yılda ve sonraki 10 yılda olacak. Ne yapacağımıza karar vermek için çok az bir vaktimiz var. Ve Dünya'nın nerede olmasını istediğimize dair bir anlaşmaya varabilirsek -- çocuklarınızın sizin yaşınıza geldiğinde yaşayabilecekleri kadar arzulanır ve sürdürülebilir -- sanırım buna ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Dediğim gibi, bu bir uyarı bir kehanet değil. Daha önceydi -- Bu resmi, robotik şahin güveleri ve tahta kuruları yapmaya başlamadan önce çizmiştim ve şimdi ciddi ciddi düşünmeye başladım, bu tahmin benim istediğimden de fazlası mıydı? Şahsi olarak düşünüyorum ki, Dünya üzerinde yaşayabilecek zeki bir tür karbona dayalı olmayacaktır; silikona dayalı olacaktır. Ve şimdi bunların hepsi nereye gidiyor, bilemiyorum.

Son bir bitiriş ışıltısı olarak buraya gerçekten pratik olmayan bir uçuş aracı koyacağız, ornithopterden biraz büyük ve kanat çırpan bir alet -- paket lastiği ile çalışan -- Size göstereceğiz. 32 gram. Pardon, 1 gram. Daha fazla değil. Geçen gece birkaç tur fazla attırdık ve her çatıdan dışarıya gitmeyi denedi. 1 gram civarında. Buradaki tübün için boş, kağıt inceliğinde. Ve üzerinize inerse, garanti ediyorum, canınızı acıtmaz. Ancak elinizi uzatır ve yakalamaya çalışırsanız, onu paramparça edersiniz. Dolayısıyla, nazik olun, tahtadan bir Hintli gibi falan davranın. Ve geldiği zaman -- nasıl gittiğini göreceğiz. Biz bunu TED'in bir nevi ruhu olarak düşünüyoruz. (Alkışlar) Düşünüyor olmalısınız, bu pratik mi? Eğer olmasaydı -- (Gülüşler) (Alkışlar) Ne yazık ki, bazı ampul değişikliklerimiz var. Muhtemelen onu geri getirebiliriz, fakat orada daha yüce bir kadere gitmiş de olma ihtimali var -- (Gülüşler) -- hep sahip olduğuna kıyasla. Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar) -- sadece -- (Alkışlar)

Sadece iki noktadan bahsetmek istedim. Birincisi, anlamsız olduğunu düşünüyorsunuz; buna yapacak bir şey yok. Eğer 1939 yılında bunun gibi ama biraz daha basit olan ornithopterleri yapmamış olsaydım -- çok, çok uzun zaman önce -- şu anda Gossamer Condor'umuz olmayacaktı, Albatross'umuz veya Solar Challenger'ımız olmayacaktı, Impact arabamız olmayacaktı, California eyaletinde sıfır emisyonlu araçlar için bir uygulama olmayacaktı. Buna gibi -- benzer olan -- pek çok şey, muhtemelen 10 yıl sonra olacaktı. O zamanlar araştırma temelli takımımla ellerimizle bir şeyler yaparken bunların eğitim sistemine gireceğini fark etmemiştik. Bir sembol olarak, önemli olduğunu düşünüyorum. Ve önemli olduğuna inanıyorum. Bunu [anlaşılmıyor] ve TED için bir nevi sembol olarak düşünebilirsiniz; sizi teknoloji ve doğa konusunda düşündürmeye başlıyor ve tüm bunları bir araya getiriyor -- bu konferansı, bence, bu ülkede, bu 10 sene içerisinde olan herhangi bir olaydan çok daha önemli bir hale getiriyor. Teşekkür ederim

 

Who's Online

24 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi